Hediye Evdoksia

₺14.00 Ücretsiz Kargo

Kitap Özeti

Hediye-Evdoksia her geçen gün ‘yaratıcı yazarlık’ın tahakkümüne biraz daha kapılan edebiyatımıza hem yeni hem eski bir tat kazandırıyor! İsmail Keskin, romanda bilinçli olarak ‘yaratıcı yazarlık’tan vazgeçip, onun yerine, bu topraklara çok da yabancı olmayan homer tarzı hikâyeciliği koyuyor. Bu biçim içinde edebiyat, okuyucu için bir tüketim nesnesi değil, hayata dokunabilmesi, ona yaklaşıp cesaretlenmesi ve korkması için tekrar tekrar kullanılabilecek, yani okunabilecek ve tıpkı bir menkıbe gibi dilden dile dolaşacak bir araç. Kitabın her cümlesinde Nietzsche’nin ‘hayat için tarih’ anlayışını görmek mümkün. Kitapta muzaffer ölüler yok. Onun yerine bir ölümün ne kadar zor, ne kadar acı ve ne kadar korkutucu olduğu var. Bu yüzden yaratıcı yazarlık ürünü kitaplarda rastlanabilecek estetik ölümlerin yerine, Hediye-Evdoksia okuyucuya ani, rahatsız edici ama sözlü tarih metoduyla kayda alınmış, yaşanmışlığı en az iki ya da üç gerçek yaşam hikâyesiyle sabit ölümleri sırf yaşamın değeri bilinsin diye sunuyor. Üstelik kimseyi anıtsal bir mağrur ya da mağdur olarak göstermeksizin…

Roman, Osmanlı vatandaşı 9 yaşındaki Rum kızı Evdoksia’nın, gitmeyip kalmasına, 12 yaşına vardığında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Hediye’ye dönüşmesine dair. Yazar, bu hikâyeyi anlatırken, din değiştirmek gibi hassas bir konuda, Evdoksia’nın ve Hediye’nin aidiyetlerini küçümsemeksizin ve abartmaksızın sunuyor. Yazarın yüksek lisans çalışmaları sürecinde almış olduğu Bizans Sanat Tarihi dersleri, özellikle Ortodoksluk ve ikonalar konusunda, okura şaşırtıcı derinlikte ayrıntılar sunarken, ikonografi üzerinden, okuyucuya zengin bir sembolik okuma fırsatı sunuyor.

***

Hediye-Evdoksia, İsmail Keskin’in anneannesi. Fakat Keskin’in bu romanı yazma sebebi bir aile tarihi çalışmasının son ürününü paylaşma isteği değil. Bu ‘ibretlik’ yaşam hikâyesinin yazılma sebebi en güzel şekilde yine romanın içinde yer alıyor:
“Yani hiçbir acı, hiçbir mutluluk eşsiz doğmamıştı ve mutlak başka bir hikâyede bir gölgesi bulunuyordu. Ne Haris savaşta ölen, hatta annesi tarafından öldürülen ilk çocuktu, ne de Evdoksia ilk savaş evlatlığı… Evdoksia’nın hikâyesini anlattıran da bu sarmaldı. Her anlatışta sesi bir başka sese çarpıp yankı buluyor, onu hem yalnız hem kalabalık ediyordu. Evdoksia’yı sonsuz bir sızlanma içinde zihnini zehirlemekten kurtaran da bu sarmallığı keşfedişi oldu.”

19. yüzyılın sonu, 20. yüzyılın başlarında Anadolu’da yaşanan acılar maalesef coğrafyamız için hala eşsiz değil. Hala savaşta çocuklar ölüyor, hala insanlar evlerinden ediliyor, hala insanlar etle tırnak gibi iç içe geçmiş olmalarına rağmen birbirlerine karşı bilenip silah tüccarlarının gölgesinde katliam makinelerine dönüştürülüyorlar ve maalesef kitapta değinildiği gibi kötülerin kahraman, iyilerin ölü olması üzerine kurulmuş sistemler dünyayı kan gölüne çevirmekte… Hediye-Evdoksia kitabı, kahramanların, mağrur ya da mağdur ölülerin, hayali birlikteliklerin, saçmalıktan ibaret olan iki bin üç bin yıllık kesintisiz tarih anlatılarının zihinlere hastalık saçan anlatılarını bir akademisyen duyarlılığıyla tespit ederken, bir hicivci ustalığında hikâyeleştiriyor ve hiç umulmadık bir ağızdan bir küfür samimiyetinde savuruveriyor.

Kitap, yakın dönem Türkiye tarihinde tabu olmuş bir çok konuya, yaşanmış hikâyeler üzerine kurulmuş olmanın avantajıyla yaklaşıyor. Yerli(manav)-muhacir çatışması, anavatan kavramı, zanaatkâr/eğitimli gayrimüslim, cahil/köylü Türk, Geç Osmanlı döneminde modernizm ve sanayileşme çabaları, Birinci Dünya Savaşı, cepheler, Ermeni tehciri gibi…

İçerik yoğunluğu olarak bu kadar iddialı bir kitabın hazırlanma sürecinin yedi yıl alması bu anlamda şaşırtıcı olmamalı. İsmail Keskin 2005-2007 yılları arasında Atina’daki Küçük Asya Araştırmaları merkezinde bulunan 200.000 sayfalık Anadolu’ya dair şahitlikler arşivinde, kitabında bugün harita üzerinde var olmayan köyleri anlatabilmek için yoğun çalışmalarla kitabın topografik altyapısını hazırladı. Evdoksia’nın hikâyesini, annelerinin kendine anlattığı şekliyle, çocuklarının ağızdan dinlemenin yanında, Evdoksia’ya dair varolan tüm rivayetleri ses kayıt dosyaları şeklinde arşivledi. Kitaptaki isimler büyük oranda gerçekten yaşamış kişilere ait. Bugün harita üzerinde dahi varolmayan bir köyde geçen bir hikâyeyi anlattığını düşünürsek, yazarın ne kadar incelikli bir çalışma yaptığını anlayabiliriz.

Bu incelikli çalışmaya bazen şans da yardım etti. Yayınevi olarak, biz Hediye-Evdoksia’nın ilk okumalarını yaparken, İsmail Keskin, bültene eklediğimiz kartpostalların izinden giderek, 90 yıl sonra, adresleri değişmemiş olan büyükannesi Atina’nın erkek kardeşinin çocuklarına ulaştı. Bu inanılmaz hikâye, İsmail Keskin’e kitabı için paha biçilemez bir hazine sundu: Hediye, yani Evdoksia’nın çocuklarının ismini hatırlamadığı akrabalarının gerçek isimlerini ve hayat hikâyelerini öğrenmek. Böylece bu son değişikliklerle Hediye-Evdoksia, akademik bir mikro tarih çalışmasını kıskandıracak derecede ‘tarihi belge’ zenginliğine ulaşmış oldu.
Bu geç kalmış aile buluşmasının kitaba katkısının yanında hepimizi şaşkınlığa uğratan hoşlukları da vardı. İsmail Keskin’in büyükannesi Atina’nın erkek kardesi Kostas Sitaropoulos’un torunu Nikos Sitaropoulos, doktoralı bir hukukçu olmasının yanında, Avrupa Konseyi’nin insan hakları masası başkan yardımcısı. Ya da daha açık bir deyişle, her yıl Türkiye’nin insan hakları raporunu hazırlayanlar arasında Hediye’nin ve dolayısıyla İsmail Keskin’in kuzeni yer almakta.

Yazarın tarih eğitimi almış olması ve uzun soluklu edebiyat geçmişinin yanında, Rum müziği üzerine araştırmalar yapması ve çeşitli müzik gruplarına danışmanlık yapması sebebiyle bu araştırmaları icrayla buluşturabilmiş olması, metnin içinde müziğin hissedilmesini sağlıyor.

İlgili Kitaplar

Aşk Sevda Süveyda

₺16.00₺12.90

İNDİRİM

Hatırlayan Zeytin Ağacı – Tanışma

₺24.00₺19.90

İNDİRİM

Sepetiniz
Ücretsiz Kargo Hızlı Gönderim
Whatsapp Sipariş