Siyah Zülfün Gece Olmuş Seti

₺19.90

Kitap Özeti

İnsan Denen Bulmaca, Yare, Siyah Zülfün Gece Olmuş; 3 kitap bir arada 19,90 TL

İnsan Denen Bulmaca

Dualarımız nefsimizin ihtiyaçları için.
İbadetlerimiz şeklî ve yüzeysel.
Uykularımız telaşlı, rüyasız.
Önceliğimiz kazanmak, sahip olmak.
İnsan, dizlerinin üzerinde ama dua etmek için değil.

Modern insan kendini ve “kaynağını” unuttu. Oysa insan, Esmâü’l-Hüsnâ’nın elvanında ilâhî bir bulmacadır. Allâh, bu güzel isimleri Hz. Âdem’in şahsında tüm insanlığa öğretmiştir. İnsanda, bu isimleri kendinde açığa çıkaracak potansiyel mevcuttur. Amaç, insanın nefsini bilmesidir çünkü bu, insanın Rabb’ini tanımasının olmazsa olmaz koşuludur. Bu ise, nefsin “şeriat, tarikat, hakikat ve mârifet” yönünden tanınmasıyla mümkündür.

İnsanın ilâhî hakikatini öğrenmek isteyenler için vazgeçilmez bir başucu kitabı.

Necmettin Şahinler bu kitabında, insanı “meçhul” olmaktan çıkarıp kendisine tanıtan tek kaynağın Kur’ân, yani ilahî vahiy ve tek örneğin de bu vahiy ile bütünleşip onu kendi varlığında bir ahlak olarak kristalleştiren Hz. Peygamber olduğundan yola çıkarak, insanın kendi nefsini bilmesine uzanan yolu ele alıyor.

Yare

Sevdiysen bir fazlasın.

Kaybedersen üzülme, korkma!

Sen ebedi varsın!

*

Rabbim!

Gönlümüz üşür, felahınla ısıt!

Gönlümüz tutuşur, ferahınla serinlet!

*

Sevsek yeter, şükretsek kâfi, insan olsak tamamdır…

*

Saat yarayı kan geçiyor.
Vakit tükendi, can geçiyor.

*

Konuşsak yıldırım düşer, sussak fırtınadır!

Aşkullah’ın yazarı Tolga Akpınar, Yâre isimli kitabında insanın bu “iki kapılı han”da geçirdiği zamana, yaptıklarına odaklanıyor, O’na giden yolda karanlığın perdesini aralamaya çalışıyor.

Çünkü çek tesellin var…

Bu dünyanın elle tutulur, gözle görülür çıplaklığında, çiğliğinde…

Renkler gözlerini kamaştırıp seni kör etmediyse,

İçine gömüldüğün dünyada sadece gördüğüne, sahip olduğuna tutunmadıysan sımsıkı,

Bunun bir rüya olduğunu, uyanacağını unutmadıysan,

Geceleri yalnızlık duyuyorsan ta yüreğinde,

Tepeden tırnağa ten bilmediysen kendini,

Emanet aldığın canını unutmadıysan,

Can özlüyorsa,

Ve canın yanıyorsa, yaralıysan,

“Bir” vav gibi işliyse içinde bu güzel yara,

Tek tesellin duyduğun özlemdir Yâre…

Peki bunu nasıl yapacağız, o özlemi yüreğimizde nasıl diri tutacağız, nasıl teselli bulacağız? Tolga Akpınar kitabında buna odaklanıyor, cevaplar arıyor. Yazarın önceliğini kalp ve kalbin temizliği oluşturuyor. Bunu sağlamanın da öncelikle doğru ahlakla ahlaklanmaktan geçtiğini belirtiyor. “O halde, biz önce Allah’ı sonra O’nun dediklerini yapan, ahlaklı, onurlu, yüzü kızaran, haksızlık etmeyen, haksızlığa karşı susmayıp gücü yetmese dahi buğz eden, doğru söyleyen, doğru yaşayan insanları dost edinmeliyiz. O halde biz Allah’ı ve Allah’ın dostlarını dost edinmeliyiz.”

Ahlakın karanlık gecenin ayı, yıldızı olduğunu belirten yazar, tasavvufun en önemli düsturlarından birine de işaret ediyor: Ne yaparsan yap, Allah için yap. “Hiçbir insan, uğrunda derbeder olunacak, acılara gömülünecek, hatta ölünecek bir varlık değildir. Dost’a muhabbet, yâr’e sevgi duyulur. Bir insan muhabbet ve sevgiyi de Allah rızası için duymalıdır. Muhabbet ve sevgi Allah rızası için olursa, insanı hakiki Aşk’a, Allah aşkına, Allah’a götürür. Çünkü hakiki aşk, Allah için Allah’a olan aşktır.”

Yazarın vurgu yaptığı en önemli kavramlardan biri de erdem. Yazar, Mevlana’dan alıntıladığı, “İnsan yaz olunca kışı, kış olunca da yazı ister. Bir hale asla rıza göstermez. Ne darlıktan ne bolluktan ne de boşluktan hoşlanır. Rahata erişince de inkâra meyleder, efendisine ne de nankördür o,” ifadesiyle, insanın isteklerinin bir nihayeti olmadığını vurguluyor ve erdemin yaradılışımızda olduğunu, bu erdemleri ortaya çıkarabilmek, hatırlamak için doyumsuzluk, hırs ve nefsani isteklerin azaltılması gerektiğini belirtiyor. İşte belki böylece insanın özünde olana tekrar kavuşabileceğini, O’na duyulan hasretin hatırlanabileceğini vurguluyor.

Siyah Zülfün Gece Olmuş

Gece, âşıkların elbisesidir. “Sizin için geceyi bir örtü kıldım” demiştir geceyi var eden. Gece, bir sükûn ortamıdır; oluşun ve erişin mayalandığı. Gece, tefekkürün mânâya kanat açtığı bir rûhânî sofradır. Bir âyettir gece, okumasını bilene; sessizliğinde kalbinin atışlarını zikrin nefesiyle tutuşturana. Gece, fecrin doğuşuna bir hazırlıktır. Bu nedenle yemin edilmiştir “on gece”ye. “On gece”yi bürüyenlere, bu gecelerde yürüyenlere/yükselenlere sonunda âriflik bahşedilmiştir. Bayramı görenler/yaşayanlar, gecenin mahremidirler. Gece, gaybın anahtarıdır. Gecenin halveti tıpkı bir deryadır. Bu deryanın gavvâsları, el değmemiş nice inci ve mercan çıkartırlar bu sahilsiz ummandan.

Gece Leylâ’dır; Mecnûn’lara yol açan. Leyl’i, Leylâ yapan, sevgili kılan, peşinden koşturan, aklı çelen dalga dalga siyah zülüfleridir. Gece, âşıkların Kâbe’sidir. Burada kılınan bir namaz, bin namaza/aya bedeldir. Gece, vuslat sarayıdır, birlik mekânıdır. Öyleyse geceleri uykuyla kısaltma! Bil ki; büyük oluşların rüyâları, geceleri uyanık durmasını bilenlerin dünyalarına doğar.

Siyah zülfünün aşığıyım ey nazlı gece! Bir râyihanı duyabilmek için sürekli kıyamdayım ey gece! Elif’ten vav’a, vav’dan nûn’a şekilden şekildeyim. Duracağımı/durulacağımı sanma ey gece! Hangi ırmak ummana varmadan durulmuş, hangi pervâne ateşe düşmeden rahat bulmuş? Siyah duvağını kaldırmadan, cemâlini göstermeden, “Kābe Kavseyn” kaşlarına elimi sürmeden feryadımı/niyâzımı keseceğimi sanma! Gündüzün esaretinden sükûnunun/siyahlığının özgürlüğüne sığınmışım ey gece! Ya al kollarına sustur beni, ya da sessizliğini sonuna kadar aç!

Sepetiniz
Kargo ücretsizdir.
Ücretsiz Kargo Hızlı Gönderim
Whatsapp Sipariş