Ramazan Seti – 2 [5 Kitap]

₺69.90 Ücretsiz Kargo

Kitap Özeti

Allah Kimlere Değer Verir?

Çağın kaotik, ideolojik olarak bağnaz ve modası geçmiş fikirlerinin aklımızı, modern ahlakî marazların kalbimizi karartmasına izin vermemeliyiz. Yüreklerin kar gibi tertemiz kaldığı bir halin ve selim akıl sahibi olmanın yollarını aramalıyız. Bunu yaparken elbette dairemiz İslam olacaktır. Duraklama, kriz ve kırılmalar yaşayan İslam medeniyeti, ortaya koyduğu evrensel projeyle ve uygulamalarla önceki uygarlıklardan farklı bir tavır sergilemiştir.
İslam, bünyesinde bulunan tüm unsurlar için din, dil, ırk, etnik köken ve renk ayrımlarını kaldıran, erdemli bir toplum ve uygarlık kuran tevhid medeniyetidir. Evrensel kardeşliğe (ümmete) dayanır ve her türlü ayrımcı duygu ve düşünceyi yok eder; farklılık ve üstünlük, hayır, rahmet, fazilet ve takvayla gerçekleşir.
Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya, okurlarıyla; hikmetten gönle giden irfan yolunun engellerinden moderleşmenin tükettiği erdem olan samimiyete, kimliksiz ve köksüz düğünlerden ailenin iflasına, Arakanlı Müslümanlardan 15 Temmuz şehitlerine, hikmet, irfan, erdem, kimlik ve tevhid üzerine geniş bir yelpazede okurlarıyla sohbet ediyor. Allah’ın hepimize ‘değer’ vermesi için evrensel tavsiyelerde bulunuyor.
Hürriyeti ana karakteri haline getiren İslam medeniyeti, değerler üzerine inşa ve ihyâ olmuş bir medeniyettir. İnsanlığa ve kendi mensuplarına (ümmet) mutluluk ve adalet taşıyan İslam medeniyeti, erdem ve değerleri Müslüman olmayan fert ve toplumlara ulaştırmayı vazife yapan bir medeniyettir. Bu medeniyetin temsilcileri bilirler ki, değerler ve faziletler üzerine bina edilmemiş hiçbir devlet, toplum ve uygarlık ayakta kalamaz.
Bu kitap, “değerler”i kendisine konu/problem edinmiş bir çalışmadır. Değerler üzerine kaleme alınmış denemelerden oluşan eser, erdem ve ahlakı yaşayan olgu ve olaylar üzerinden yorumlamaya ve açıklamaya çalışmaktadır.

Kuran’la Gülmek Kuran’la Ağlamak

Gülmek ve ağlamak. İnsanoğlunun olmazsa olmaz özellikleri; görünenin dışında, insan ruhunun derinlikleriyle irtibatlı iki eylem. Ve hayatımıza yön veren yüce kitabımız Kuran-ı Kerim.
“Kuranla Gülmek Kuranla Ağlamak” derken insanı tebessümle birlikte düşünmeye sevk eden Süleymanvari (as) bir gülüşten söz ediyoruz. Ağlamak derken de kuran ışığında ahvalimizi anlamaya Rabbimize yakınlığa vesile olan bir hüznü kastediyoruz. Hasan Taşdelen titiz çalışmasıyla bizlere Kuran-ı Kerim’in sahabe devrinden itibaren inanan insanların ruhlarında ne derin izler bıraktığını gösteriyor. Hem gülerken hem de ağlarken daima Kuran-ı Kerim’le iç içe olduğumuzu hissettiriyor.
“Kuran’la Gülmek, Kuran’la Ağlamak” okuyanı duaya tefekküre, şükre, kurbiyete davet eden bir kitap…

Siyah Zülfün Gece Olmuş

Gece, âşıkların elbisesidir. “Sizin için geceyi bir örtü kıldım” demiştir geceyi var eden. Gece, bir sükûn ortamıdır; oluşun ve erişin mayalandığı. Gece, tefekkürün mânâya kanat açtığı bir rûhânî sofradır. Bir âyettir gece, okumasını bilene; sessizliğinde kalbinin atışlarını zikrin nefesiyle tutuşturana. Gece, fecrin doğuşuna bir hazırlıktır. Bu nedenle yemin edilmiştir “on gece”ye. “On gece”yi bürüyenlere, bu gecelerde yürüyenlere/yükselenlere sonunda âriflik bahşedilmiştir. Bayramı görenler/yaşayanlar, gecenin mahremidirler. Gece, gaybın anahtarıdır. Gecenin halveti tıpkı bir deryadır. Bu deryanın gavvâsları, el değmemiş nice inci ve mercan çıkartırlar bu sahilsiz ummandan.
Gece Leylâ’dır; Mecnûn’lara yol açan. Leyl’i, Leylâ yapan, sevgili kılan, peşinden koşturan, aklı çelen dalga dalga siyah zülüfleridir. Gece, âşıkların Kâbe’sidir. Burada kılınan bir namaz, bin namaza/aya bedeldir. Gece, vuslat sarayıdır, birlik mekânıdır. Öyleyse geceleri uykuyla kısaltma! Bil ki; büyük oluşların rüyâları, geceleri uyanık durmasını bilenlerin dünyalarına doğar.

Barış Peygamberi Hz. Muhammed (S.A.V.)

“Kadın, erkeğin gelincik çiçeğidir” diyerek kadınlara verdiği değeri zarafetle ifade etmişti.
“Ben ne kralım ne de sultan, kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum” sözleriyle hepimize alçakgönüllülüğü öğretmişti.
Evrensel barışın ve hoşgörünün hikmetini şu kelimelerle anlatmıştı bizlere: “Erdemin en büyüğü, seninle ilişkilerini kesene iyilik etmen, senden esirgeyene vermen, sana kötülük edeni bağışlayıp dost elini uzatmandır.”
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir Barış Peygamberi idi. Affedici sevgisi, güzel ahlakı, cömertliği, merhameti, şefkati, vefakârlığı, fedakârlığı ve adaleti ile tüm insanlığa örnekti.
İslamofobinin körüklendiği, ‘İslam eşittir şiddet’ algısının şeytanice yönetildiği, savaşın ve kutuplaşmanın arttığı şu ahir zamanlarda, Güzel İnsan’ın ‘barışta ısrar eden’, ‘kılıç yerine kalemi seçen’ yönünü tanımak hepimize iyi gelecek!

Aşk Metafiziği

Söze ve kalıba sığmayan “aşkın” bir yönü vardır “aşk”ın. İnsanoğlunun şaşakaldığı ve hayrete düşüp hakikatle yüzleştiği bir yön… Burada insan hayret vadisi ile marifet vadisi arasında gidip gelir. Kah kendinden geçerek susar, kah coşkun bir heyecanla konuşur. Konuştuğu zaman soruların da sökün ettiği andır: Aşk nedir? Aşık kimdir? Maşuk niye vardır? Aşk, aşık ve maşuk üçlüsünün birleştikleri nokta ve ayrıştıkları yön neresidir? Aşk sonlunun sonsuza mı dokunuşudur yoksa gelip geçici duyuşların dizginsizce dışavuruşundan mı ibarettir? Aşkta insanı çekip çeviren, varlığa rengini veren, bilgiyi yöneten ne vardır? Bir nükte ki söylense noksan kalır, söylenmese sırrından hiçbir şey eksilmez, öyleyse bunca laf neyin nesidir?..
Fahreddin-i Iraki modern araştırmalarda İslam’ın fideli d’amore’u (aşk dostları) olarak bilinen ve tevhidin sırlarını aşk dilinde izah eden sufidir. Aşkı yine aşk ile aramış bir aşık olarak Iraki, Aşk Metafiziği adlı eserinde yukarıdaki soruların peşindedir. Ve bulduğu cevapları cömertçe paylaşmaktadır.
Türk okuyucusunun yakından tanıdığı Seyid Hüseyin Nasr’ın takdimi, William Chittick’in yorumları esere ayrı bir lezzet katmaktadır.

İlgili Kitaplar

Ey Aşk! Ey En Sevdiğim

₺24.90

Sepetiniz
PTT KARGO Ücretsiz Kargo Fırsatı
Whatsapp Sipariş