Roman Seti 1

₺29.90

Kitap Özeti

Tuhaf Hikayeler, Güzelleştiğim O Yaz, Rastlantısal, Honecker 21, Dışlanmış; 5 kitap bir arada 29,90 TL.

Tuhaf Hikayeler

Almanya’da çeşitli ödüller kazanan, çağdaş Türkçe edebiyatta olduğu kadar Almanca edebiyatta da sağlam bir yeri olan Araş Ören, Tuhaf Hikâyelerde karakterleriyle ve yazmanın halleriyle bir tür oyunun içinde buluyor kendini. Belki edebi bir günah çıkartma, belki yeniden özlemle bir karşılaşma…

“Bu hal benim başıma sık sık gelir: birisinin gene kulağıma yeni bir hikâye fısıldamasını bekliyordum, içim içime sığmayarak, taze bir heyecanla. Hele şu son günlerde yerimde duramaz olmuştum…

Böyle bir fısıltı beklemenin garip bir cilvesi var, yaklaştığını hissedersin, her an kulağın kiriştedir, ama ne zaman geleceğini katiyen bilemezsin. Sakin ve hazırlıklı bir anında da gelebilir, seni zor durumda bırakacak en olmadık bir zamanda da. Ama mutlaka gelirdi. En azından şimdiye kadar böyle olmuştu.”

Bu kez biraz daha farklı olacak… Merakla okuyacaksınız.

Güzelleştiğim O Yaz

Güzellik bazı yazların kaderinde var.
Her şey bu yaz oldu.
Ve ondan önceki bütün yazlar,
Bu yaz için vardı.

Belly, her sene okullar kapanınca, hayatının bütün yazlarını geçirdiği aile dostlarının evine gelir ve kendini müthiş bir tatilin kollarına atar. Annesinin en yakın arkadaşı Susannah ile samimi sohbetler, geceleri onu bekleyen havuz eğlenceleri, nefis bir kumsal ve vazgeçemediği iki genç adam… Belly’nin kendini bildi bileli âşık olduğu ulaşılmaz Conrad ve genç kızı gerçekten ciddiye alan tek kişi, arkadaş canlısı Jeremiah. Ama bu yıl başından beri bir şeyler farklı. Herkes Belly’yi ilk kez fark etmiş gibi. Harika bir yaz olacak. Belly’nin asla unutamayacağı bir yaz…

Rastlantısal

Aile… bir kapalı kutu. En küçük bağımsız cumhuriyet; kendi yasaları, âdetleri, neşeleri ve sırları olan…

Smart ailesinin 2003 yaz tatiliyle başlayan Rastlantısal, tatil bitip de kente dönmelerine ve yeni yıla uzanan bir süreci kapsıyor. Ailenin Norfolk´taki sıkıcı tatili, Amber adındaki baştan çıkarıcı bir yabancının ortaya çıkıp, her yere neşesini, sevgisini, zehrini ve isyancılığını saçmasıyla altüst oluyor. Amber ailenin sınırlarını çiğneyip geçer, onları dünyaları ve kendileri hakkında düşünmeye zorlarken, Smart´lar dengesi bozulmuş duygularını anlamlandırmaya çalışıyorlar.

Rastlantısal, bastırılmış kişiliklerin beklenmedik anda su yüzüne çıkmasına ve zaman içinde sessiz sedasız kopup parçalanan ilişkilere dürüst bir bakış… 2005 yılında Ali Smith´e Whitbread Ödülü´nü kazandıran bir başyapıt.

“O sıcak yaz havasında tavan arası ve ikisi şaşırtıcı bir şekilde ter kokuyordu. Sonrasında Amber´in ona yaslanması, kulağına gülmesi. Yürürken, konuşurken, bir şey demeden otururken tüm bedeniyle yaslanması, akşam yemeğinde masanın karşısından ona kimseye fark ettirmeden gülümsemesi. Gizli mucizevi eğrileri.,. Amber = melek.”

Honecker 21

Yeni yıl arifesinde günümüz Berlin’i. Bir mobîl telefon şirketinin çalışanı; Matthias Honecker, arabasının, kahve makinesinin ve diş kaplamalarının kendisine ihanet ettiği bu dünyadan bıkmıştır. Tam depresyona girecekken “trend” bir entelektüel olan karısı da kendisine ilk çocuklarını armağan eder. Evlilik krizi mi, korkulan bir olgunluğun ilk boğuntuları mı, yoksa ümitsiz ve ürkek bir isyan atılımı mı?

Rüzgâr nereden eserse o yana sürüklenen bu otuzluk adam, şimdi bir yandan karısına söz verdiği gibi evini taşımalı, bir yandan da kaprisli bir patronun çalışanlarına dayattığı, yılbaşı gecesi Berlin’in çok uzağında, Pomeranya sınırında verilecek sahte şölene katılmalıdır. Belki de ilk kez, varoluşsal bir başkaldırıya cesaret etme cüretini gösteren Honecker’i, kaderin kendisine hazırladığı şaşırtıcı deneyimler beklemektedir. 

Jean-Yves Cendrey, dokunaklı ve neşeli bir benzerimizin portresini çizdiği bu romanında, kahramanın başından geçen trajikomik maceraları, alaycı, etkili ve sert bir dille anlatıyor. Honecker 21, yarını olmayan, bugünü içindeyse çırpınmaktan öteye gidemeyen günümüz Şarlo’sunun farklı bir hikâyesi. 

“Burada yatmakta olan kişi kariyer yaptı, aşk yaptı, çocuk yaptı, gerçekten gerekeni yaptı ama hiçbiri kâr etmedi; çok mutsuz öldü.”

Dışlanmış

O geri döndüğünde, kasabadaki tüm perdeler kapanacaktı…

Yıl 1957. Lewis Aldridge, İngiltere’nin güneyindeki evine geri dönüyor. Hapisten yeni çıktı ve henüz on dokuz yaşında. Geri dönüşü sadece ailesini değil, aynı zamanda tüm kasabayı etkileyecek. On yıl önce, babasının eve dönüşü ise farklı olmuştu. Savaş sona ermişti ve Gilbert, banliyödeki hayata kolayca uyum sağlamıştı altı buçukta kokteyller, pazarları kilise. Fakat karısı ve oğlu bu boğucu rutine direnmişti. Lewis ve annesi, kalabalıklardan kaçıp, tıpkı savaş günlerinde olduğu gibi piknik yapmak için ormana gidiyordu. Kimse Gilbert’ın karısının geleneklere karşı gelmesine şaşırmıyordu, ancak Lewis, her zamanki gezintilerin birinden, annesi olmadan dönünce tüm kasaba şok oldu.

İkisinden çok da uzakta olmayan Kit Carmichael olanları izliyordu. Kit, her zaman çoğu insandan fazlasını bilmişti. Belki kendi babasının ona yaşattıklarının sonucuydu bu. Lewis’in acısı ve öfkesi ortadaydı ve Kit içten içe, ona yardım edeceğine söz verdi. Ancak hem kendini hem onu özgür bırakmaya çalışırken, açığa çıkması gereken acı verici ve korkunç sırlar olduğunu tahmin edememişti.

Sadie Jones ilk romanı Dışlanmış’la edebiyat dünyasına güçlü bir giriş yaparken, ebeveynleri tarafından dışlanan çocukların çarpıcı bir portresini çiziyor.

Sepetiniz
Kargo ücretsizdir.
Ücretsiz Kargo Hızlı Gönderim
Whatsapp Sipariş